İz Düşümü İnsan Kaynakları ve Yönetim Danışmanlığı

Sıkça Sorulan Sorular

Merak ettiğiniz her şey burada! Hizmetlerimizle ilgili en sık sorulan soruların cevaplarını keşfedin.

Sorularınız İçin….

Sorunuzu yazın, cevaplayalım






    Sıkça Sorulan Sorular

    Bir sene geçtikten sonra benden tam olarak nerede olmamı ve neleri başarmış olmamı bekliyorsunuz ?

    Bunu iş görüşmesi mülakat aşamasında İnsan Kaynakları Uzmanına ya da görüşmeyi yapan İşe Alım Uzmanı’na rahatlıkla sorabilirsiniz. Sizden beklenen nitelikler ADAYIN NİTELİKLERİ başlığı altında sıralanmış; peki 1 yılın sonunda masanın diğer tarafında oturduğunuzda hangi başarı hikayesinin konuşulmak istendiğini öğrenmek en doğal hakkınız.

    Firma içerisindeki eğitim ve gelişim basamaklarından bahseder misiniz?

    Bu da gayet haklı bir sorudur; sorulması da oldukça münasiptir. Bugüne kadar belki de bireysel olarak çalışma hayatınıza katkıda bulunmasını düşündüğünüz eğitimlere katıldınız. Ancak firma içerisinde kişisel gelişiminizi de destekleyecek çalışmalar varsa; bunu öğrenmek çalışmayı seçeceğiniz firmayla aranızda güven basamağı oluşturulmasını sağlayacaktır.

    En zayıf yönleriniz nelerdir” sorusuna nasıl cevap vermeliyim ?

    İş görüşmesi mülakatı sırasında İnsan Kaynakları Uzmanları size bu tip bir soru yöneltebilir. Bu sorunun tarafı olan sizden en zayıf yönlerinizden bahsetmeniz; yani kendinizi objektif olarak eleştirmenizi beklerler. Amaç adayın vereceği cevaplara göre kendinizi ne kadar iyi tanıyıp tanımadığınızı  anlamaktır. Bu tip bir sorunun en mantıklı cevabı ise; zayıf gördüğünüz yönlerinizi iş hayatınız için avantaja dönüştürmeniz olacaktır. Yani bildiğiniz bir dikkat dağınıklığınız varsa ve sizin bu en zayıf yönlerinizden biriyse; vereceğiniz cevap çok detaycı olmanız ve detaylara odaklı kaldığını farkettiğiniz; bundan dolayı da bu yönünüzü çalışma hayatı içinde ana resme bakarak törpülemeyi deneyeceğiniz olmalıdır. Zayıf yön olarak geçen tabir; bir eksiklik değil değiştirip dönüştürülmesi gereken bir olgudur.

    Takım çalışması sever misiniz yoksa bireysel olarak mı çalışmayı tercih edersiniz?

    Bu sorunun da bir amaca hizmet ettiğini unutmayalım. Takım çalışması; hem keyifli hem çözümcül hem de daha proaktif bir çalışma sürecidir. Başarının da başarısızlığın da ortak dilidir. Keza bireysel çalışmalarla başarı da başarısızlık da tamamen size ait olacaktır. Her ikisinin de avantajlı ve dezavantajlı yönleri vardır. Burada vermeniz gereken cevap; tamamen çalışma prensiplerinize odaklanarak verilmelidir. 

    Neden bizimle çalışmak istiyorsunuz” sorusuna nasıl cevap vermeliyim?

    Sizi neden tercih edelim ya da sizi işe almamız için birkaç neden sunabilir misiniz?  sorularıyla eş değerdir bu soru da. Sorunun ana amacı; sizin gerçekten bir işe ihtiyacınız olduğunuz için mi bu başvuruyu yaptığınız yoksa firmanın ilanlarını, çalışma yöntemlerini, sektörel gelişimini, reklamlarını ve sosyal medya hesaplarını takip ederek, beğenerek mi çalışmayı tercih ettiğinizi öğrenmektir. Bu soruya cevap vermek sizin için çok uzun bir düşünce süreci olmamalı; hatta detaylı olarak şu ürününüzü kullanıyorum, şurada yayınlanan reklamlarınızı takip ediyorum, şu konu hakkındaki çözüm ortaklığınızı çok takdir ediyorum gibi yanıtlar vererek mülakatta öne çıkabilirsiniz. ( bu da küçük bir tüyo olsun)

    En büyük başarısızlığınız nedir “ sorusuna ne cevap vermeliyim?

    Bu çok mahrem bir soru olmakla birlikte; özel hayatınızla bağlantısı olmayıp tamamen iş hayatınızla alakalıdır. Yani; mülakatı yapan kişi Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nu gözeterek yapacağı bu görüşmede sizin özel hayatınızdaki başarısızlıklar/yaşadığınız olumsuz deneyimleri  değil; iş hayatınızdaki deneyim sürecinizde sizi rahatsız eden, başarısızlık olarak puanladığınız yaşanmış bir olayın detaylarla ilgilenecektir.

    Son işinizden ayrılma sebepleriniz nelerdir ” sorusuna ne cevap vermeliyim?

    Bu soru işe alım için mülakat yapan uzmanın size işe alımı için uygun görme sürecinde etkili bir rol oynar. Vereceğiniz cevap ister uzun ister kısa olsun kesinlikle doğru, net ve güvenilir olmalıdır. İşbaşı yapmadan vereceğiniz tüm bilgilerin doğruluğunu onayladığınıza dair imzalayacağınız prosedür ve sözleşmeleri de düşünerek sonrasında bir sorun yaşanmaması adına doğru bilgiler paylaşılmalıdır

    Firmanızda terfi & iç rotasyon süreçleri var mı ve süreleri nelerdir?

    İşe alım mülakatında bu soruyu sorabilirsiniz, gayet doğaldır. İşe Alım Uzmanı da bu soruya doğru ve güvenilir yanıtlar vermeli, özendirmeli ve çalışmaya teşvik etmelidir. Eğer bir süre sonra firma içinde bir terfi ya da iç rotasyon periyodu olduğunu bilirseniz daha aktif, daha heyecanlı ve yüksek performansla çalışırsınız. Dolayısıyla; her firmanın organizasyonel yapısında bu tip geçişlerin bulunduğunu gözönünde bulundurduğumuz sorunun sorulmasında herhangi bir sakınca yoktur.

    Düşündüğünüz maaş hakkında bir aralık verebilir misiniz?

    İşte geldik en sıkıntılı soruya; buna mutlaka bir cevap vermeniz gerekecek. Ya net bir rakam vermeli ve “bunun altında çalışmak istemem “ demelisiniz ya da  “……./…….aralığında bir maaş düşünüyorum “ opsiyonu bırakacaksınız. Sonuç itibariyle; işe alım uzmanı sizden bir yanıt alarak görüşme değerlendirme notlarına bunu ekleyecek ve yönetime sunacaktır. Bu durumda net bir cevap verebilmek için; deneyimlerinizin sizi getirdiği durum, bir önceki aldığınız maaş ve üstünde olmasını düşündüğünüz rakam, piyasa araştırmaları ve pozisyon bazlı kırılımlar gibi hesaplamaları yaparak buna cevap verebilirsiniz. Bu nedenle; görüşmeye gelmeden önce sorunun sorulacağını bilerek hazırlıklı gelmeniz görüşmenin daha konforlu geçmesini sağlayacaktır.

    Şu an çalışma hayatı içinde olmasanız ve size olmak istediğiniz yeri/yaşamak istediğiniz hayatı sorsam nasıl ifade ederdiniz?

    Bu sorunun gideceği yer sizi rahatlatacak ve görüşmeyi bir an olsun karşılıklı sohbet havasında bırakacaktır. Çalışma hayatında olmasanız ve bir gün…..dediğiniz , sizi mutlu edecek, huzur içinde olmak istediğiniz yer neresi? Mesela; bir köy hayatında çiftçilik yapmak istediğinizi ve hayatınızı bol oksijenli yemyeşil bir yerde toprağı ekip biçerek geçirmek istediğinizi söyleyebilirsiniz. Ya da sırtınıza bir çanta alıp dünyayı dolaşıp bir yere bağlı kalmadan çok büyük bir maceraya atılabileceğinizi de . Bu sizin manevi dünyanızda neleri hayal ettiğiniz, gerçekleşmesi olası olmasa bile sizi zor anlarda ayakta tutacak duygular olması özelliğini taşımaktadır.

    Mutlu olmak için en çok ihtiyaç duyduğunuz şey nedir?

    Günlük hayattan bir soru bu; senli-benli, bizli-sizli bir soru. O koşuşturma arasında kendimizi ve bireysel benliğimizi unuttuğumuz, düştüğümüz, sendromların ortasında kaldığımız her an kendimize sormamız gereken bir sorudur. Bu bir kitap olabilir, bir tatlı olabilir, kahve,çay, elbise, bir sinema bileti, bir yurtdışı seyahati, bir konser olabilir ve daha pek çok şey olabilir. Bunu bize değil ama kendinize daha sık sormanız bile huzursuzluğunuzun azalmasını sağlayacaktır.

    Hayattaki en büyük korkunuz nedir?

    İtiraf edemediğiniz korkularımız var hepimizin. Ettiklerimiz basit; kapalı yerde kalmaktan korkarız, kimimiz bir sokak canlısından korkarız, kimimiz yükseklerden korkar uçağa binemeyiz. Kimimizin takıntıları vardır, vazgeçmek istemedikleri takıntıları da. Korkularımız ortak olduğu gibi bazen de bireyselleşerek ayrışırız birbirimizden. Bunu bize değil ama kendinize itiraf etmeniz; onunla yüzleşme anınızda sorunu yine sizin çözebileceğinizi size anlatacaktır. Kimsenin ihtiyacı olmadan bunu tek başınıza da başarabilir, bir uzmandan da destek alabilirsiniz. Tedavinin yarısı; hastalığı kabul etmektir sözünden yola çıkmalısınız

    Zamanınızı en çok neye harcıyorsunuz ve bundan mutlu musunuz?

    Zaman çok değerli bir kavram dostlar; bazen bir gün bana yetmiyor dediğinizi işitiyoruz.

    Peki nelere çok zaman harcıyorsunuz? Bunlara giden zaman zayi olan zaman mı yoksa keyifle mi harcandı bu saatler? Bunu düşünüp de hayıflandığınız dönemler olmuştur eminiz ki. “Boşuna vakit harcamışım buna değmezmiş” demedik mi hiç? Günlük hayatta bu cümleyi kurup da pişmanlık duygusunu dile getirmeyen yoktur. Mühim olan keyifli ve verimli zaman dilimleri geçirmektir. Sizi zora sokan; sıkıştıran ve huzursuz eden konuları daha farklı zaman dilimlerine yayarak planlama yapabilirsiniz.

    Kişisel koruyucu donanım nedir?

    Kişisel koruyucu donanım (KKD) mevzuattaki tanımıyla; kişiyi bir veya birden fazla sağlık ve güvenlik tehlikesine karşı korumak amacıyla tasarlanmış ve üretilmiş kişilerce takılan, tutulan ve giyilen her türlü donanımı ifade eder. İşyerlerinde çalışanlarca kullanılan baret, koruyucu gözlük, toz maskesi gibi ürünler kişisel koruyucu donanımlara örnek verilebilir.

    Kişisel koruyucu donanımların iş sağlığı ve güvenliğindeki yeri ve önemi nedir?

    Mevzuatımızda belirlenen risklerin toplu koruma tedbirleriyle önlenemediği veya alınan teknik önlemlere rağmen istenilen düzeye indirilemediği hâllerde kişisel koruyucu donanımlar kullanılmalıdır. Tedbirler hiyerarşisinin son halkası kişisel koruyucu donanım olmakla birlikte bu kişisel koruyucu donanımların diğer tedbirlere göre daha önemsiz olduğu anlamına gelmemektedir. Keza, iş kazası sonucu yaralanma ve meslek hastalıkları ile kişi arasındaki son bariyer kişisel koruyucu donanım olup bundan öte başka bir tedbir bulunmamaktadır.

    6331 sayılı İş sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun uygulanma kapsamı nedir.?

    6331 sayılı Kanun, kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine uygulanmakla birlikte bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekilleri, çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanları kapsar.

    Fabrika, bakım merkezi, dikimevi ve benzeri işyerlerindekiler hariç Türk Silahlı Kuvvetleri, genel kolluk kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığının faaliyetleri, afet ve acil durum birimlerinin müdahale faaliyetleri, ev hizmetleri, çalışan istihdam etmeksizin kendi nam ve hesabına mal ve hizmet üretimi yapanlar ve hükümlü ve tutuklulara yönelik infaz hizmetleri sırasında, iyileştirme kapsamında yapılan iş yurdu, eğitim, güvenlik ve meslek edindirme faaliyetlerinde çalışanlar anılan düzenleme kapsamında değildir.

    İşyeri tehlike sınıfı nasıl belirlenir ?

    İşyeri SGK sicil numarasının ilk 2, 3, 4 ve 5. rakamı işyeri tescil kodunu/işkolu kodunu göstermektedir. Bu 4 haneli kod, İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğinde dörtlü kodlara karşılık gelmektedir ve işyerinin esas faaliyetini tanımlamaktadır. Tebliğde dörtlü kodlar; içeriğine göre bir veya daha fazla altılı koda ayrıştırılmıştır. Bu 6’lı kodlar ise NACE 6’lı faaliyet kodudur ve karşısında tehlike sınıfları yer almaktadır. İşyerleri tehlike sınıfını belirlerken önce Tebliğ’de yer alan tablodan doğru 4’lü kodu seçmeli, daha sonra yaptığı işi en iyi tanımlayan altılı kodu seçmelidir. Seçilen bu NACE 6’lı faaliyet kodunun karşısında yazan tehlike sınıfı, işyerinin tehlike sınıfıdır.

    İşverenin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yükümlülükleri nedir?

    6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca işverenler, işyerlerinde alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi, çalışanların ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık ve güvenlik hizmetlerinin yürütülmesi ile yükümlüdür.

    İşverenin genel yükümlülükleri, Kanunun özellikle 4 üncü maddesinde düzenlenmiş olup 6331 sayılı Kanun; 30.12.2012 tarihinden itibaren bütün işverenlere aşağıda özetlenen yükümlülükleri getirmiştir:
    • İşyerinde risk değerlendirmesi yapılması,
    • Acil durum planlarının hazırlanması, yangınla mücadele ve ilk yardım çalışmalarının yapılması,
    • Tahliye planının yapılması,
    • İş kazası ve meslek hastalıklarının kayıt ve bildiriminin yapılması,
    • Sağlık gözetiminin gerçekleştirilmesi,
    • Çalışanların bilgilendirilmesi,
    • Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin verilmesi,
    • Çalışan temsilcisinin/temsilcilerinin görevlendirilmesi,
    • Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurulması,
    • Diğer işverenler ile İSG çalışmalarında koordinasyonun sağlanması.

    Yüksekliği nasıl tanımlarız?

    Adım atarak çıkamayacağımız yerler veya düştüğünüzde yaralanma, ölüm riski olan her noktayı yüksek olarak tanımlayabiliriz. Başka bir tanım ile bir nesnenin bulunduğu yerden yukarı da olma durumudur.

    Yüksekte çalışma nedir?

    Ülkemizde yürürlükten kaldırılan tüzüklerimize göre yüksekte çalışma; İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünde dört metreden fazla olan yerler, Yapı İşlerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünde ise tabandan itibaren üç metreden daha fazla olan, düşme veya kayma tehlikesi bulunan yerler şeklinde farklı mesafeler olarak tanımlanmıştır. Yapı İşlerinde İş Sağlığı Ve Güvenliği Yönetmeliği Ek – 4 yapı alanları için asgari sağlık ve güvenlik şartları A maddesine göre; seviye farkı bulunan ve düşme sonucu yaralanma ihtimalinin oluşabileceği her türlü alanda yapılan çalışma; yüksekte çalışma olarak kabul edilir.

    İşyerimde ; iş hijyeni ölçümleri yaptırmak istiyorum. Ne yapmalıyım?

    İşyerlerinde yapılan iş hijyeni ölçüm test ve analizleri, mevzuat gereği zorunlu kılınan risk değerlendirmesi çalışmalarının bir parçasıdır. Bu nedenle öncelikli olarak işyerinde risk değerlendirmesi çalışmanızın taslağını çıkartmalı ve bu taslakta tespit edilen fiziksel, kimyasal ve biyolojik faktörlerin hangilerinin ölçümünün yapılması gerektiğine karar verilmelidir. Daha sonra bu faktörleri ölçebilen laboratuvarların hangileri olduğu belirlenmelidir. Bu belirleme işi yapılırken www.isgum.gov.tr adresinde yer alan yetkili laboratuvarlar sekmesi kullanılmalıdır. Bu sekmede her bir laboratuvarın hangi ölçümleri yaptığı ilgili yeterlik veya ön yeterlik belgeleri içerisinde belirtilmektedir. Bu sekmede laboratuvarların iletişim bilgileri de yer almakta olup herhangi bir faktörün ölçümü hakkında daha detaylı bilgi almak için laboratuvarlarla iletişim kurulması faydalı olmaktadır.

    İş kazası nedir?

    işçinin işyerinde veya işverenin görevlendirmesi ile işyeri dışında çalışma fiilini sürdürdüğü esnada meydana gelen ve işçinin hemen veya sonradan, bedenen ya da ruhen engelli hale gelmesine sebebiyet veren olaydır.

    İş kazası sayılabilecek durumlar nelerdir?
    • İşçinin işverene ait işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen her türlü bedensel veya ruhsal zararlar iş kazası sayılır.
    • İşçinin, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen kazalar da iş kazasıdır.
    İş kazası durumunda yapılması gerekenler nelerdir?
    • Kaza geçiren kişinin sağlığı kontrol edilir ve gerekirse hastaneye götürülür. 
    • Kolluk kuvvetlerine hemen bildirim yapılır.
    • İş kazası raporunun, görgü şahitlerinin de ifadeleri ve imzaları ile oluşturulması gerekir. 
    İş kazası bildirimi süresi ne kadardır?

    İş kazası, gerçekleştiği tarihten sonraki 3 (üç) işgünü içerisinde bağlı bulunulan SGK’ya bildirilmelidir